29 Temmuz 2013 Pazartesi

MSC Preziosa ile Batı Akdeniz


30 Haziran -7 Temmuz tarihleri arasında MSC Preziosa Batı Akdeniz turuna katıldık. (Pronto Tour ile).
Rezervasyonumuzu  Kasım 2012 de yaptırdık. Gemi yolculuklarında benim tercihim balkonlu kabinde yolculuk etmek. Sabah uyanınca balkona çıkıp deniz havasını içine çekmek gibisi yok. Yada gecenin karanlığında balkonda oturup dalgaların sesini dinleyerek uzaklarda ışık aramak. Bu bizim ikinci gemi yolculuğumuzdu ilkini ETS gemisi ile Yunan Adalarına yapmıştık. ETS nin organizasyon bozukluklarına rağmen gemiden çok keyif almıştık. Gemiye Cenova'dan bindik. Cenova limanı İstanbulun (yada bizim şansımıza denk gelen İstanbulun) aksine oldukça organize.Bir anda kendimizi gümrükten geçmiş gemiye binmek üzere rıhtımda bulduk. Gemiye binerken limanda pasaportunuzu görevlilere teslim ediyorsunuz. Ayrıca kredi kartınızın bilgilerini veriyorsunuz yada kart kullanmayacağım derseniz bir miktar depozito yatırıyorsunuz. Pasaport taşımamak büyük bir rahatlık kaybetme endişesi olmuyor.
Gemiye yerleşir yerleşmez hemen balkona çıkıp Cenova'nın denizden görünüşünü fotoğrafladık. Daha sonra uluslar arası kurallar gereğince tatbikata kaltıldık. Acil bir durumda toplanma yerimizi, can yeleklerini nasıl kullanacağımızı öğrendik.

Cenova
Cenova'yı sadece denizden şöyle bir gördük. Saat beş gibi gemimiz demir aldı. Her şey tam bir düzen içinde çok dakik ilerliyordu. Bavullarımız kapıya kadar geldi. İçeriye almaya çalışırken birden nereden çıktığını görmediğimiz bir görevli hemen yardımımıza koştu bizim kamaradan kendisinin sorumlu olduğunu söyledi.
Bende ona Recep adını taktım. Gerçek adını sorduk ama bize telaffuzu çok zor geldi. Recep yolculuk boyunca ne zaman ihtiyaç duysak yanımızdaydı. Bizi el üstünde tuttu. Teşekkürler Recep:)
Cenova Limanı 


Limandaki diğer gemiler

Preziosa öylesine büyük ve ihtişamlı ki içerisindeyken kendinizi gemide gibi hissetmiyorsunuz. Sanki beş yıldızlı bir otelde gibisiniz. Bu benim için bir dezavantaj oldu. Daha önce katıldığımız neredeyse Preziosa dan 3-4 kez daha küçük ETS gemisinde aldığım keyfi burada alamadım. Bakarsanız herşey mükemmeldi aksayan hiçbir şey yoktu ama bana hiç uymadı. Yola çıkmadan önce geminin bu kadar büyük olması ile ilgili çekincelerim vardı. Maalesef doğru çıktı.
Bu duygumu Mina Urgan öyle güzel açıklamış ki "Bir dinazorun anılarında" alıntı yapmadan duramdım: " Lüks oteli andıran büyük bir yolcu gemisiyle değil; ya hiç yolcu almayan ya da ancak üç dört yolcu alan küçük bir şileple. O koskoca transatlantiklerde, altı katlı bir apartmanın en üst katındaymış kadar uzaksınızdır denizden. Oysa küçük bir şilepte yakın ilişki kurarsınız sularla. Öyle yakın bir ilişki ki, suyun şıpırtısını duyarsınız. Elinizi aşağıya sarkıtsanız, parmaklarınız ıslanacaktır nerdeyse."
Preziosa kıymetli anlamına geliyormuş. MSC nin en genç gemisi. 18 katlı. 14.kattan sonraki güverteler sosyal alanlara ayrılmış. Ayrıca 5-6-7 nolu güvertelerde de restaurantlar, barlar, alışveriş alanları, kocaman bir tiyatro var. Geminin her yanı ışıl ışıl. Sürekli trabzanları parlatan bir görevli vardı.
MCS Preziosa lobiden çıkan asansörler
İlk gecemizi gemiyi dolaşarak ve arkadaşlar bir birimizi arayarak geçirdik. Aslında böyle büyük gemilerde her yolcuya bir çağrı cihazı verseler çok yararlı olur. İki gün boyunca arkadaşlarımızla randevulaştığımız yerde buluşmayı başaramadık. Zaman geçtikçe gemiyi tanımaya balşadık böylece buluşmalarımız kolaylaştı.
Lobi
Bu merdivenlere talep çok
Lobi deki merdivenler Svarovski taşlarla bezenmiş,ışıl ışıl. Özel akşamlarda herkes bu merdivenlerde fotoğraf çektiriyordu. Geminin her yanı fotoğrafçı dolu. Heryerde fotoğraflarınız çekiliyor. Daha sonra bakıp beğendiğinizi satın alabiliyorsunuz.

MCS Preziosa arkadan Napoli Limanında
İlk durağımız Napoli idi. Günü birlik tura katıldığımız için Napoliyi kısaca otobüs içerisinden dolaştıktan sonra Pompei'ye doğru yola çıktık. Pompei'ye bu ikinci gidişimiz. Çok fazla fotoğraf çekmemişim bu nedenle. İnsanların ölüm hallerini görmek korkutucu. Burada taşlaşmış gibi gözüken insan ve hayvanlar taşlaşmamış,lavların altında yanıp yok olmuşlar. Bilim adamları lavların içinde boşluklar fark ettiklerinde; bu boşlukların içerisine alçı enjekte edip bu cesetlere (ne kadar ceset denebilirse) ulaşmışlar. Bunu yeni öğrendim, ben gördüklerimi taşlaşmış insanlar sanıyordum bu güne kadar.
Pompei de bir bina


Sorento yolundan manzara

Sorento
Sorentoda kısa bir gezi yaptıktan sonra ara sokaklardan birinde rehberimiz Ali beyin tavsiye ettiği küçük bir restauranta biberli mideye yedik. Çok lezzetliydi. Daha sonra ufak tefek alışveriş yaptık. Gemiye geri döndük. Akşamları gemide bir çok eğlence ve show düzenlendi. Özellikle bazıları çok başarılıydı. Sıkılacak zaman bulamıyorsunuz. Hergün kamaraya program bırakılıyor. Böylece nerede ne var görebiliyorsunuz.
Balkonumuzdan güneş

Messina
Sicilya'daki durağımız Messinay'dı. Yerel rehberimizle buluştuktan sonra oyalanmadan Taormina'ya doğru yola koyulduk.

Taormina sahil
Taormina çok hoş bir kasaba, bir kaç gün kalınabilirdi zaman olsa. Sokak araları çok güzel. Elizabeth Taylor ve Richard Burton  fırtınalı aşklarını bu kasabada yaşamış. Onların oturdukları cafede oturduk.
Taormina sokakları

Taormina sokaklarında
Roma tiyatrosunu gezdik. Aslında gezi programında Roma Tiyatrosunun içerisine girilmiyordu fakat biz fire vermeden grup olarak girdik. Tiyatronun manzarası harikaydı. Bir çok yerde olduğu gibi şimdilerde bu tiyatroda da konserler düzenleniyormuş.
Roma Tiyatrosundan taormina
Yukarıdaki fotoğrafta uzakta silik olarak gözüken dağ Etna Yanardağı, tam öğle vakti olduğu için ışık çok sert bu nedenle fotoğraf pek iyi değil.
Roma Tiyatrosu ve Etna'nın silüeti

Etna ve başının dumanları

Taormina da Kaktüsler
Bu kasabada saksılar çok hoş. Taşıyabileceğimizi gözümüz kesse alacaktık:)
Taormina

Taormina

Taormina Meydan
Aklımız Taormina da kala kala gemiye geri döndük. Gemi yolculuklarında kara gezileri için çok kısa zaman kalıyor. Biraz koşturarak geziliyor. Gemiye dönüşte aklınız gezdiğiniz yerde kalıyor.

MSC Preziosa geniş açı kullanmama rağmen tek kareye sığdırmak mümkün değil.

MSC Preziosa
Gemiye binmeden isteyenlerle birlikte kısa bir Mesina turu yaptık. Katedralini gezdik. Özellikle içi görmeye değerdi. Kaçırsak yazık olurmuş.
Katedralin bulunduğu meydan

Katedral ve astronomik saat



Katedral içten
Sonrasında gemiye geri döndük ve akşam hazırlıkları başladı. Gemideki güzel şeylerden biri de akşam yemeğine hazırlanmak. Keyifli geziler yaptıktan sonra geliyorsunuz. Rahat rahat akşam yemeğine hazırlanıyorsunuz aynı zamanda bir sonraki limana doğru yol alıyorsunuz.Bu anlamda çok rahat bir yolculuk türü. Gemi gecelerini ayrı ayrı hatırlayamadığım için hangi gece ne vardı anlatamıyorum. Bir akşam kaptan kokteyli vardı. Önce lobi de kokteyl ikramı yapıldı. Yemek sonrasında tiyatroda tüm gemi personeli tek tek sahneye çağrılıp (tümü derken yönetim kadrosu) tanıtıldı arkasından Kaptan bir konuşma yapıp herkesi selamladı. Kaptan selamlamasını beş altı dilde yaptı. Bence bu hata sadece İngilizce yada gemide ne kadar millet varsa hepsinin dilinde yapmalıydı. Bu kadar çok dilde selamlama yapılıp da kendi dilinizi duymayınca ister istemez buruluyorsunuz.
Tunus 
Tunus limanına yanaşmak çok hoştu. Limanda 4-5 kişiden oluşmuş bir orkestra ve develerle karşılandık. Kendimi eski filmlerde gibi hissettim. Hava sabah olmasına rağmen çok sıcaktı. Burada çıkışta pasaportlarımızı aldık ve çıkış formu gibi bir şey doldurduk gümrükte onu damgaladılar. İlk olarak şehir merkezine gittik. Çarşıyı gezdik ufak tefek alışveriş yaptık ,bir binanın terasına çıkarak şehre yukarıdan baktık.
Sanırım Maliye Bakanlığı binasıydı

Burada da gösteriler,tel örgüler ve polisler var


Tunusun mavi kapıları

Buda renksiz bir kapı





Tunusun kapıları herkesin malumu çok güzel. Tüm kapalı toplumlarda olduğu gibi duygular düşünceler sembollere dökülmüş burada da.
Kapılar kısaca herkese kapımız açık buyrun gelin din dil ırk ayırmıyoruz, ailemiz şu işle uğraşıyor diyormuş. Tabi anlayabilene..

Algıda seçicilik böyle bir şey gittiğim her yerde mutlaka bir
kedi bulurum. Sanırım sıcak yüzünden biraz zayıf.

Alışveriş yapılan dükkanlar çok renkli ve tıkış tıkış dolu.
Sokak detay

Parfüm ve yağ aldık

Hediyelik alışverişi yaptığımız yer

Teras- Bu fotoğrafta görünen kemer çok ünlü ama fotoğrafları kadar heybetli değil

Kuşbakışı


Alış veriş
Şehirde gezimizi tamamladıktan sonra Bardo müzesine gittik. Bence Tunus gezimizin en çarpıcı kısmı Bardo müzesiydi. Müzeye girerken ayağınıza kumaş galoşlar veriyorlar. Belli bölümlerde seramiklerin üzerinden yürüyorsunuz. Antakyayı ve Gaziantep seramik müzelerini gördüm onlarda harika ama bu bir tık daha iyi geldi.Fazla söze gerek yok fotoğrafları aşağıda ki bunlar çok küçük bir kısmı.




Tavan süslemesi











Vaftiz Havuzu


Bardo müzesinden sonra Sidi Bou Said'e gittik. Çok hoş bir kasaba. Ancak oraya vardığımızda hava iyice ısınmıştı. Mavi kapılı beyaz evleri ile tam bir tatil kasabası Sidi Bou Said. Ana caddesini boydan boya yürüdük fotoğraf çektik. Ufak tefek alışveriş yaptık. Sokakta yürürken şahin dolaştıran çocuklar birden kolunuza,başınıza bırakıveriyorlar şahinlerini, sonra fotoğrafınızı çekip sizden para talep ediyorlar. . Önce çok yüksekten açıyorlar pazarlığı sonra iniyorlar. Burada her tür alışverişte pazarlık şart. 65 Euro istedikleri bir tabak için 10 Euro ya indiklerine şahit olduk.

Hediyelik eşya dükkanları

Sıcak ve güneş bengonvillerin en çok sevdiği iki şey

Kasabannın diğer ucundaki cafe
Şahinlerden biri

Adı Shakira imiş:))
Biraz uzaktanda olsa Preziosa yı tek kareye sığdırdım
Bunlardan biri bizim kamaramız

Gezimizi tamamladıktan sonra her akşam üzeri olduğu gibi gemiye geri döndük.Bir sonraki liman Barselona'ydı ancak bir tam gün denizde geçecekti. Gemiye binmeden önce en çok hevesle beklediğim gün bu gündü.Denizde geçecek tam bir gün!! Tabi ki Murphy boş durmuyordu.En keyif alacağımı düşündüğüm gün en kötüsü oldu. Sabah kahvaltıyı biraz geç ettik. Mayolarımızı giyip kitaplarımızı aldık ve 15. güverteye çıktık. Hesapta şezlonga uzanıp güneşlenip, kitap okuyacak geminin,denizin ve güneşin keyfini çıkaracaktık. Ama ne mümkün. İğne atsan yere düşmüyordu güvertelerde  ve hiç boş şezlong yoktu. Birkaç görevliye sorduktan sonra bu işin sorumlusuna ulaştık : Vinçenzo!!Vinçenzo dan şezlong istedik ama Vinçenzo tek kelime biliyordu. No! No! No!..Sonrasın da da çekti gitti. Ben arkasından derdimi anlatmaya çalışır halde kala kaldım:((

Bir fikir vermesi açısından havuz bolgesinin sakin hali


 Son dönemde bu kadar çok sinirlendiğimi hiç hatırlamıyorum. O sinirle kamaraya indim, akşama kadar uyudum. Böylece bu yolculuk öncesi istekle beklediğim en önemli gün bundan sonraki tüm cruise planlarımı da peşine takarak uçtu gitti.
Deniz üzerinde olmayı çok sevmeme rağmen bir daha böylesi büyük bir gemi ile yolculuk etmeyi düşünmüyorum.Kötü eksik  diyebilecek bir şey bulamıyorum sadece bana hiç uymadı. Kalabalık ve gürültü denizle arama kalın bir perde gibi girdi.
Akşam uyandığımda müthiş acıkmıştım. Keskin sirke küpüne zarar diye boşuna dememişler: Vinçenzo nun keyfi yerindeydi oysa:)) Akşam güzel bir yemek yedikten sonra keyfim yerine geldi.

Gemideki kapalı havuzlardan biri akşam
Ertesi sabah kahvaltı ederken Barselona limanına girdik. Görülmesi gereken bir liman çok büyük. Kahvaltının ardından lobide tur grubumuzla buluştuk şehir turuna çıktık. Gaudi'nin apartmanlarıyla başladık şehri gezmeye. Benim favorim La Pedrara'nın dışından fotoğraflarını çektik. Malesef içine girecek vakit yoktu. On beş yıl önce ben içine de girip bir resim sergisi gezmiştim. Altındaki hediyelik eşya dükkanından da çok güzel bir ajanda almıştım kendime ama bu sefer bunların hiçbirini yapamadık. Zaten ayrıca bir Barselona gezisi düşünüyoruz bu sadece bir uğramalıktı. Gemi gezilerinin amacı şehir görmek olmamalı zaten öyle olursa çok hayal kırıklığına uğranır. Biraz daha keyif gezileri olmalı bana göre bizde öyle yaptık.

Barselona
Beşi bir yerde biz:))
Güzel sanatlar müzesinin merdivenlerinden Barselona


Güzel sanatlar müzesi

Müze başka açıdan

Buda başka bir açı

Benim favorim La Pedrara
La Pedrara nın önündeki cadde

La Pedrara detay
90 lı yıllarda La Pedrara nın  içinde bir modern resim sergisi gezmiştim. Sergi ile ilgili aklımda kalan birşey yok ama benimle birlikte aynı sergiyi 20-25 tane 3 ila 5 yaşlarında anaokulu öğrencisi de geziyordu öğretmenleri ile birlikte onu unutamıyorum. Çocuklar sorular soruyorlar öğretmen sabırla cevap veriyordu. İnsan temeli böyle atılıyor diye düşünmüştüm o zaman.
Bir başka Gaudi apartımanı

Gaudi nin baş şaheseri Sagrada Familia-Bitmeyen kilise
 Barselona'daki en çarpıcı yapılardan biri Sagrada Familia bitmeyen kilise. Kilise toplanan bağışlarla yapılıyormuş. Ön ve arak cephesi birbirinden çok farklı ön cephe ne kadar süslüyse arka cephe o kadar sade. Arka cephedeh Hz.İsa nın çarmıha gerildiği haç I profilden:)İlk görüşümde çok daha fazla etkilenmiştim. Çünkü o zaman bu kadar çok inşaat yoktu. Özellikle ön cephedeki sivri kısımların üstlerine külah geçirilmiş olması çok farklılaştırmış tüm rengini, ihtişamını almış.
Arka cephe
Barselona









Picasso'dan armağan
Kısa bir şehir turu yaptık Sagrada Familia dan sonra. Yukarıdaki fotoğrafta reklam panosunun altındaki çizimler Picasso'ya aitmiş. Barselona'ya hediyesi. O reklam panosu o çizimlerin üzerine hiç olmuş mu?
 Daha sonra pazara gittik. Çok düzenli, çok renkli kapalı bir pazar. Akdenizin meyve,sebze çeşitliliğini burada tüm bolluğuyla bulabiliyorsunuz. İncir aldık, kimimiz balık yedik. Kısaca dolandık ve çıktık.


 Turumuzu plajda noktaladık. Gemiye dönüş saatine kadar denize giridik güneşlendik. Barselona sakinleri şanslı (gerçi benim çocukluğumun istanbul'uda öyleydi ya), işlerinden çıkıp denize girebiliyorlar. Deniz kenarında emanet dolapları ve soyunma yerleri var. Adam başı birkaç euro ya,duş alıp eşyalarınız emanete bırakabiliyorsunuz.Kumsal göz alalbildiğine.

Denize girdikten sonra taksiyle gemiye geri döndük.
Klasik akşam yemeği hazırlıklarından sonra güzel bir yemek yedik.
Gemi deki akşam yemeğim. Izgara jumbo karides. Oldukça lezzetliydi.

Son durağımız Marsilya ya giriş bence muhteşemdi. Marsilya kıyılarının görünüşü bir harika. İlk olarak Aix En Provence 'a gittik. Pırıl pırıl bir kasaba.







Cezana ve Emil Zola birlikte buradaymış
Cezanne nin okuduğu okulun çevresi, yaşadığı bölgedeki kaldırımları işaretlemişler. Kaldırımlara yapılan bu tarz işaretlemeleri çok seviyorum.




Bu meyadana bayıldım



Çiçek pazarı



Ay çiçekleri çok güzeldi

Cezanne ve Zola nın gittikleri cafe
Aix En Provence de rehberimiz eşliğinde dolaştıktan sonra serbest zamanımızda sokaklarıda yürüdük. Çok keyifli bir yer. Zola ve Cezanne nin takıldığı cafe de oturduk ama kahve içmek nasip olmadı servis çok yavaştı bizim ise zamanımız çok kısıtlıydı.
Taksim (Suların taksim edildiğiyer)

Daha sonra bizdeki Taksim gibi suların dağıtımı için yapılmış bir binanın çevresini gezdik. Şimdilerde müze ama tabiki müzeye girmek için zamanımız yoktu. Dıştanda olsa görmek güzeldi.


Marsilya
Yukarıdaki anıt 1.dünya savaşında ölenlerin anısına yapılmış. Çok heybetli güzel, harika bir yere kurulmuş. Aşağıda deniz muhteşem görünyordu.
Marsilya Balıkçı Köyü



Bu kilisenin içine bayıldım, aşağıdaki duvara ölenlerin isimleri asılmış, hayatta kalanlarda getirip madalyalarını astırmış bu duvara.




Yukarıda ki gölgeliği ünlü bir mimar şehre hediye etmiş. Uzaktan görünce çok anlamlı gelmedi ancak altına geçince çok eğlenceli. Bir sürü fotoğraf çektik.
Bu restaurant'ta yemek yedik Marsilyda. Deniz ürünleri kebabı harika, yoğurtlu bir sosu vardı. Bize hizmet eden garson çok sevimli bir adamdı. Türkan Şoray hayranıydı. Annesi Türkan Şoray filmleri seyredermiş. Çok keyifli bir yemek yedik.




Kamaramız

Cenove
Cenova'da turumuzdan bir bayan bize (tüm turdakilere) şehir turu ikram etti:))) Böylece uçağa gitmeden önce şehri kısaca bir turladık. Sevdim ben bu şehri.


Ferrari meydanı çok güzel bir meydandı. İtalyanın en çok sevdiğim yeri meydanları. Daracık sokaklar süpriz yaparcasına geniş harika meydanlara açılıyor en ufak şehirlerde bile.


Burası Kristof Colomb'un babasının evi yani kendi doğduğu ev.


Ferrari mehdanının bir köşesindeki bina

Cenova'nın otoban kenarındaki  evleri otobüsün içinden çektim bu fotoğrafı. Sonrasında da hava alanına gittik. Cenova havaalanı küçük ama oldukça düzenli bir hava alanı. Kontuarın açılışını biraz bekledik ama sohbetle zaman anlamadan geçti. Böylece bir yolculuğu daha tamamlamış olduk.
Bu gezide gördüğümü şehirlerden hangisine bir daha gitmek isterim diye düşündüğümde ilk aklıma gelen Marsilya oluyor,  ikinci Taormina sadece Taormina değil tüm Sicilya'yı gezmek istiyorum zaten. Barselona ve Napoli benim için ikinci tekrar olduğundan tekrar gitmek istermiyim bilmiyorum en azından yakın zamanda değil.
Daha nice yolculuklara....

30 Haziran-7 Temmuz 2013

2 yorum:

  1. Sanat ve tarih kokan şehir Endülüs.. Resimler İspanya'ya giden ilk uçağa atlayıp gitme isteği uyandırdı içimde. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Endülüs tekrar tekrar gidileis,yaşanası bir diyar

      Sil